Edebiyat bizim hususi tek zevkimiz. Yazmak ve okumak cezbediyor insanı. Kimilerine göre edebiyat sanatı, içi doldurulamayacak tabiri caizse boş bir uğraş, kimilerine göre olmazsa yaşanamayacak bir ihtiyaç!
Edebiyat bizim hususi tek zevkimiz. Yazmak ve okumak cezbediyor insanı. Kimilerine göre edebiyat sanatı, içi doldurulamayacak tabiri caizse boş bir uğraş, kimilerine göre olmazsa yaşanamayacak bir ihtiyaç!
Puslu falezde lâl kalmış muamma, Belli ki demirden bir kum saati. Okyanus onun için hırslanıyor, Teslim olma zamanı artık geldi.
Kendi hayatımızı anlamaya ömrümüz yetmezken, başkalarının hayatlarını okumaya neden bu denli heves ederiz? Bu sorunun cevabını tam olarak bildiğimi söyleyemem. Kendi içimde en çok güvendiğim düşünceleri bile sorgulamaya başladığımdan beri, kesin ve değişmez cevaplara eskisi kadar güvenemiyorum. İnsan zihni, durulmuş bir su değil ki ona dair kesin hükümler verebilelim.
Günümüzde çok yakınılan konulardan biri olan vefayı ele almaya çalışalım. Vefa, kimilerine göre bir semt ismidir; deyimi sık sık kulağımıza çalınmıştır. Hepimiz kendimize göre vefalıyız ama çevremizdeki birtakım kimseler vefasızdır.
Ben bir desteden arta kalanım Benimle de on eder Fakat kimsenin eli gitmiyor bana Deste toplanmadan
14 Mayıs 2026 Perşembe
13 Mayıs 2026 Çarşamba
Karanlığa alışmış gözler sessiz bir oda Işık mı? yok... Sonu gelmez bir karanlık bu Yine aynı, yine o bekleyiş Tüm sokaklar çıkmaz, kapılar kolsuz
Bak; yağıyor yağmur,şakıyor kuş,rahmet kokuyor toprak, Vecde geliyor gönül hanem bu cihana sığmıyor, O Hakk’ın tecellisi beni böyle coşturuyor.