BAĞLANTI KOPYALANDI
8 Mart 2026
Deneme/Hikaye
Fatma Zehra BAŞEL

Ölüme Kala


Ölüme Kala

Yoldan geçerken yol kenarlarındaki o beyaz taşları görür, birer dua okur ve yolumuza devam ederdik. Babam, arabadaki radyonun sesini kısar, bir Fatiha okurdu. Sahi, ölüm kaç yaşında öğrenilir? Ben ölümü öğrendiğimde yedi yaşımdaydım; dedem ölmüştü, annem yetim kalmıştı. Bir sonraki ölümü sekiz yaşımda öğrendim; bu kez diğer dedem ölmüştü, babam yetim kalmıştı. İnsana herhalde en ağır geleni, yetim kalmaktır. Benim hem annem hem de babam yetimdi. Birlikte bir dizi izlerken içinde “baba” olan bir sahne geçtiğinde onlara ağlardım; o sahnede kendi babalarını düşündükleri aklıma “dank” eder, onların sessiz yasını paylaşırdım.

Bugün ölümle üçüncü kez tanışıyoruz. Anneannem öldü; aniden “kanser” dediler. Annem artık hem yetim hem de öksüz… “Anne” olmak ne kutsal bir makamdır ki ölmeden hemen önce tüm çocuklarına, “Korkmayın, sakın korkmayın,” demiş. Ölüm anında bile kendi canını değil, yavrusunun korkusunu düşünmüş. Annem ile babam uzaktan akraba oldukları için aile bağlarımız hep iç içeydi. Babaannem, Boşnak kültürümüzden geriye kalan son yaşlımız… Artık kimseyle Boşnakça sohbet bile edemiyor. Onu arayıp haberi verdiğimde, “Bir o bir de ben kalmıştık,” diyerek ağladı. Yaşlanıp ölümü beklemek ne acı; hele de gençliğinden, çocukluğundan geriye kimse kalmadıysa…

Bu yıl anneannem evimize gelmişti, saçlarını kesmiştim. Saçları sanki pamuktandı; yaşını bilseniz ne kadar sağlıklı olduğuna şaşırırdınız. İçim yanıyor ama garip, tarif edilemez bir huzur da var içimde. Zaten yalan olan bu hayatı son buldu; sınavı bitti, kâğıdını teslim etti. “Çok beklenmedikti,” diyesim geliyor ama ölüm hepimiz için beklenen son değil mi?

Şimdi yoldayız, radyo kapalı… Fatihalarımızı okuduk. Gitmeden önce onunla telefonda konuşup helalleştik. Bu yıla kadar anneannemle pek samimi değildim, o hep uzakta yaşıyordu; ben de babamın tarafıyla büyümüştüm. Fakat bu yıl o arayı kapattım; dizine yattım, saçlarıyla uğraştım, en önemlisi de ona onu sevdiğimi söyledim. Ellerini öptüm, onu hiçbir zaman ötekileştirmedim. Oysa o, “Yaşlandım, torunlarım benden iğrenir,” diye düşünür, bize gelmekten çekinirdi. Ona durumun hiç de öyle olmadığını kanıtlamak istiyordum sanki. Meğer Allah beni, “keşke”lerin o ağır pişmanlığından korumuş. Şimdiyse içimde sadece o kaçınılmaz, ince bir geç kalmışlık hissi…

”Geç bulup erken kaybettiğim, kalbi de saçları gibi pamuk anneannemin anısına…”